DOST_SOZLERi - Birdirbir! Yok Haktan başka; herşey BİRDİRBİR' Lillah Birdir Bir, Billah BİRDİRBİR... - Blogcu
Allah u Ekber

Birdirbir! Yok Haktan başka; herşey BİRDİRBİR' Lillah Birdir Bir, Billah BİRDİRBİR...

Allah u Ekber
İsmailem, Hâk yoluna, canımı kurbân eylerem, Çünkü bu cân kurban gerek, Ben koç kurbânı neylerem.....

25/9/2009 - Bir mum...

Kategori: DOST_SOZLERi

 

Bir mum başka bir mumu yakmakla ışığından bir şey kaybetmez.....!

 

Hz. Mevlâna

 

Dost Sözü : (3) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

13/2/2009 - KURTULUŞ... GÜZEL AHLÂKTADIR!.

Kategori: DOST_SOZLERi

KURTULUŞ GÜZEL AHLÂKTADIR.

Peygamberimiz Efendimiz Hazretlerine biri sordu:

-İslâm nedir, ya Resulallah?

-"İslâm hüsn-i hulktan (güzel ahlâktan) ibârettir, buyurdular

 

Yine sordu:

-Yâ Resulallah, hüsn-i hulk nedir?

Buyurdular ki, sana darılan, seninle rabıtayı kat' eden (kesen) adamla barışmandır, seni mahrum bırakana bilmukabele vermendir; sana zulm edeni de hoş görüp afvetmendir".
Dost Sözü : (1) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

4/2/2009 - Ehl-i Beyt sevgisi nasıl olmalıdır...

Kategori: DOST_SOZLERi

- “Bir gün Hazret-i Hüseyin evlatları ile yemek yerken, köle elindeki sıcak çorbayı Hazret’in üstüne döktü. Kaynar çorbadan vücudu müteessir olmuştu. Köleye birşey söylemedi; fakat yüzüne sertçe baktı. Köle suçlu ise de hem arif, hemde lûtuf ile muamele görmeye alışık olduğundan hemen: Allah öfkesini yenenleri sever *, ayetini okudu. Hazret-i Hüseyin derhal:”Gayzımı yendim” buyurdu. Bundan cesaret alan köle, bu defa da: Allah affedenleri sever * ayeti ile sözüne devam edince, Hazret-i Hüseyin yine tereddütsüz:”Seni Affettim” cevabını verdi. Köle iyice yüz bulmuştu: Allah ihsan edenleri sever * ayetini de okuyunca Hazret-i Hüseyin büyük bir cömertlik ve anlayışla:  “Seni azat ettim ya köle!” buyurdu.

İşte Ehl-i Beyt’i sevmek, onların yoluna gitmek demektir. Yoksa kuru kuruya muhabbet iddasında bulunmanın hiçbir faydası olmaz. Düşünün ki kölelik müessesinin hüküm sürdüğü bir devirde, hizmetkarına karşı geniş haklara sahip olan bir efendi, karşısında o hizmetkar, sevabı dolayısiyle değil, günahı sebebiyle hem affa mahzar oluyor, hem de hürriyetine kavuşuyor.


Bir de bizi düşünün. Çoluğumuzun çocuğumuzun yanında buna benzer bir iş başımızdan geçecek olsa ne yaparız, neler düşünür, neler söyleriz bir hesap edin! ”

* Al-i İmran Suresi 134. Ayet : ” Onlar ki, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfke(lerin)i yutkunurlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.”

Sohbetler - Ken’an Rifai
Dost Sözü : (7) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

1/2/2009 - Bunu idrak etmenizi istiyorum.

Kategori: DOST_SOZLERi

Musa (A. S. ) gibi şöyle yalvarırım ve hüngür hüngür ağlarım. “Benim azimüşşân olan büyük Allah’ım! Beni yoktan yarattın. Alil, hasta, sakat eylemedin. Akıllı bir insan eyledin, islâm memleketinde; islâm eyledin 60 yaşıma kadar beni korudun. Aradığım bir eş ihsan ettin. Terbiyeli ve namuslu çocuklar ve torunlar verdin. Çocuklarıma verdiğin eşler de onlardan aşağı değildirler. Benim, tahminim fevkindedirler. Duâlarla istediğim şeyleri verdikten başka hatırıma gelmeyen atâlarda da bulundun. Sen âlemlerin Rabbisin. Kudretin, kuvvetin, lütfün sonsuzdur, umumidir. Bunlara karşılık ne yapmalıyım ki, borcumu ödemiş olayım?” derim, .

 

Rabbimin cevabı şöyledir. “Ey sevgili kulum, ben de biliyorum. Her mahlûkum benim lütûflarıma mukabele etmekten âcizdir. Bu hâli idrâk etmeniz, bana kâfidir. Ben de bunu idrâk etmenizi istiyorum.” buyuruyor.

 

Uşşaki Nusret Tura

 

Dost Sözü : (4) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

20/1/2009 - Fuzûlî... Ne kadar lûzumlu söylemiş..

Kategori: DOST_SOZLERi



İlm kesbiyle pâye-i rif'at

Bir hayâl-i muhâl imiş ancak

Aşk imiş her ne var âlemde

İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak

 

Fuzûlî

Dost Sözü : (2) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

16/1/2009 - Fuzûlî den .... yorumsuz...

Kategori: DOST_SOZLERi


 

Dost bî pervâ, felek bî-rahmi devran bî-sukûn

Derd çok, hem-derd yok, düşman kuvvetli, talih düşkün...

 

Fuzûlî



Dost Sözü : (1) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

31/12/2008 - Hz. Mevlâna - Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..

Kategori: DOST_SOZLERi

Yeni Birşeyler Söyleme Zamanı Geldi...

 

Hergün bir yerden göçmek ne iyi

Bulanmadan donmadan akmak ne hoş

Hergün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan donmadan akmak ne hoş

 

Dünle beraber gitti cancağızım

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

 

Hz. Mevlana

Dost Sözü : (0) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

28/9/2008 - HAYIRLI BAYRAMLAR...

Kategori: DOST_SOZLERi

SELAMUNALEYKÜM DEĞERLİ DOSTLARIM.

 

MÜBAREK “Iyd'ül Fıtr” BAYRAMINIZI TEBRİK EDERİM. FÂTIR OLAN YARADANIMIZA YARATMIŞ OLDUĞU FITRATIMIZ İÇİN SONSUZ ŞÜKÜRLER HAMD-Ü SENALAR OLSUN.

 

CEPHEDE ZALİM TERÖRİSTLERLE VE TERÖRLE SAVAŞAN MEHMETÇİKLERİMİZE VE DÜNYANIN ÇEŞİTLİ YERLERİNDE ZULÜM ALTINDA, BAYRAMINI İDRAK ETMEYE ÇALIŞAN KARDEŞLERİMİZE RAHMANIN RAHMETİNİ VE HİMMETLERİNİ UMUYOR, HÂLIK'IMIZIN, ZALİMLERE, İNSAF MERHAMET VERMESİNİ VE ONLARI İSLAH ETMESİNİ NİYAZ EDİYORUZ.

 

(ALLAH C.C. HERŞEYİ HAKKIYLA BİLEN, DİLEDİĞİNİ HİKMETLE YAPANDIR.)

 

HER VAKTİNİZ HAYR OLSUN EFENDİM .

EN KALBİ MUHABBETLERİMLE SAYGILARIMI ARZEDERİM.

 

Birdirbir

Dost Sözü : (1) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

3/1/2008 - SU VE ATEŞ

Kategori: DOST_SOZLERi

 

 

“Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı,

gerçekten de, şu dünyada su da olmazdı ateş de”

 

 

 

 

Hz. Mevlana

 

Dost Sözü : (3) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

17/12/2007 - Bıçak Hz.İsmail’i Neden Kesmedi..?

Kategori: DOST_SOZLERi

 

DÜŞÜNÜN Kİ, ÇOK YAŞLISINIZ. Ölüm kapınızı ha bugün ha yarın çalacak. Ve düşünün ki, çocuğunuz yok. Hayırlı bir evlâttan, en güzel yardımcıdan, en güzel haleften, ideallerinizi devam ettirecek bir vesileden mahrumsunuz. Ve mahzunsunuz. Çaresizsiniz. Çünkü acizsiniz. Hasret duyduğunuz şeye kavuşmak için elinizden hiçbir şey gelmiyor. Siz de, Hz. İbrahim gibi, elinizi Rabbinizin rahmetine doğru açıyor ve O’ndan istiyorsunuz.

Ve düşünün ki, dualarınızı işiten ve kudretine hiçbir şey ağır gelmeyen Rabbiniz, size İsmail gibi bir erkek evlât ihsan ediyor. Seviniyorsunuz. Şükrediyorsunuz. Oğlunuzu bağrınıza basıyorsunuz. Onunla seviniyor, onunla yaşıyorsunuz. Ve evlâdınız büyüyor. Akıllı bir delikanlı oluyor. Tam sizin istediğiniz gibi, maddeten ve manen size yardımcı oluyor. Ona olan sevginiz kat kat artıyor...

Ve düşünün ki, bir gün Rabbiniz size oğlunuzu kurban etmenizi emrediyor. Şaşırıyorsunuz. Sarsılıyorsunuz. İlâhî emir bir defa daha tekrarlanıyor. Sonra bir defa daha. Rabbinizin emrinin kesinlik kazandığını anlıyorsunuz...

 

Ne yapardınız? Ne yapardık? İsterseniz, bizim halimizi sonra düşünmek üzere, şimdi Hz. İbrahim’in ne yaptığına bakalım.

 

Hz. İbrahim’in Rabbinin emrine dosdoğru uyup, İsmail’ini kurban etmek için yola koyulduğunu hepimiz biliyoruz. Yolda kendisine vesveseler ve şüpheler vermeye çalışan şeytanı Rabbinin rahmet ve şefkat delilleriyle taşladığını, Hz. İsmail’in de ilâhî emir karşısında teslimiyet ve sabır üzere olduğunu, nihayet baba oğlunu kurban etmeye çalıştığı halde, bıçağın İsmail’i kesmediğini, Rabbinin İsmail yerine kurban edilmek üzere bir koç gönderdiğini de hemen hepimiz biliriz...

 

Fakat, Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye hazır oluşu aslında bir son adımdı, bir neticeydi. Çünkü, İsmail, onun Rabbine sunduğu ilk kurban değildi; son kurban dı.

 

Hz. İbrahim’in Rabbine kurban ettiği ilk şey, kendisi oldu. Çünkü, o, Kur’ân’da da anlatıldığı gibi, kendisini bir ‘kul’ olarak tanımladı ve Rabbini aradı. “Ben kendim için değilim, ben başka Birisi içinim. Ben kendi başıma bir amaç olamam, çünkü ben faniyim, acizim, zayıfım, muhtacım. Asıl maksud hiç son bulmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan, benim ihtiyaçlarımı bilebilecek Birisi olabilir” dedi. “Ve ben de O’na intisabımla, O’na nisbet edilerek anlam kazanabilirim.” Eğer kurban birşeyi amaç olmaktan çıkarıp, asıl amaca yaklaştıran bir araç ve binek yapmak ise, Hz. İbrahim önce kendisini kurban etti Rabbine.

 

Sonra yıldızları, sonra ayı ve sonra da güneşi. Çünkü, Rab arayışında onların da batıp gittiğini gördü. Onlar da kendisi gibi acizdi, onlar da faniydi. Dolayısıyla, onlar da amaç olamazdı, Rab olamazdı. Kendi başlarına bir anlam taşıyamazlardı. Arkasındaki başka birşeyi görmek ve tanımak için bir perdeyi yırtmak onu kurban etmekse, Hz. İbrahim yıldızları, ayı ve güneşi kurban etti. Elindeki bıçağın üstünde ise “Allah’a bakan vechi dışında, herşey fanidir” manevî yazısı nakşolunmuştu.

 

Hz. İbrahim’in kurban ettiği, yani Rabbine perde olmaktan çıkardığı şeylerden birisi de kavmiydi. Aynı topraklarda doğmuş olmasına, onların içinde büyümüş ve onlarla birlikte yaşıyor olmasına rağmen, onların putperestliğini hiçbir zaman hoşgörmedi. İman ile küfür arasında asla bir ‘uzlaşma’ olamayacağını bildiğinden, davasından hiç taviz vermedi. Ve başta babası olmak üzere, kavmine hikmetli bir dille tevhîd dersini verdi.

  

Kavminin horlamalarına, alaylarına, baskılarına sabırla göğüs gerdi, ama elindeki tevhîd kılıcını bırakmadı. Allah’tan gayri herşeyin üzerindeki yalancı ilâhlık perdelerini yırttı; üzerlerindeki yalancı mabudiyet etiketlerini parçalayıp, onları hakikî konumları olan kulluğa döndürdü. Mahlukatı, kendi başına birer amaç olmaktan çıkarıp, O’nu tanıtan ve O’na götüren araçlar kıldı. Hem de tek başına ve bütün kavmine rağmen. Kavmini değil, Rabbinin kudret ve rahmetini dayanak noktası bildiğindendir ki, Kur’ân onu ‘tek başına bir millet’ olarak vasıflandırdı. Ve o da kendisinden sonra geleceklere bu semavî tevhîd milliyetini miras bıraktı. Tevhîde inanan herkes, rengi ve ırkı ne olursa olsun, ‘İbrahim milleti’nden olarak anılageldi.

 

 ...Ve nihayet, Hz. İbrahim İsmail’i kurban etti, çünkü onu doğru şekilde ‘okudu.’ Bir yazıdaki kelime ya da harfleri, taşıdıkları mânâya ulaşmak için araç yapmak onları kurban etmekse, Hz. İbrahim İsmail’i asıl bu anlamda kurban etti. Onu kendi kendisine işaret eden bir isim olarak değil, Rabbinin ilâhî isimlerine işaret eden bir harf olarak gördü.

 

Hz. İbrahim, o harfi ’Yaratan Rabbinin adıyla oku’du. Onun kendine bakan yönünde bir hiç olduğunu, kendi zâtında bağımsız ve kendine ait sabit bir vücuda sahip olmadığını, kendi başına ayakta durabilen bir hakikatı bulunmadığını bildi. Ancak, kendisini yaratan Rabbine bakan, O’na işaret eden, O’nu bildiren yönüyle bir anlama ve bir vücuda sahip olabileceğini kavradı.

 

Hz. İbrahim yere yatırıp kesmek istediğinde, bıçak İsmail’i kesemedi. Çünkü, Rabbi izin vermedi. Çünkü, yerde İsmail’in bizzat kendisine ait hiçbir şey yoktu ki, bıçak kesebilsin. İsmail’de görünen herşey, Rabbinden bir ihsandı, O’nu gösteren birer işaretti. Hz. İbrahim’in elindeki bıçak ise bir tevhîd kılıcıydı ve Allah’tan gayrı şeyleri O’na perde olmaktan çıkarmakla vazifeliydi. Hz. İbrahim İsmail’i Rabbine karşı bir perde yapmadığından, İsmail de ‘teslimiyet ve sabır’ üzere olduğundan, bıçak ona zarar veremedi.

 

Ve Hz İbrahim, Rabbindan gayri herşeyi O’na kurban edebilmesi sayesinde Allah’a yaklaştı. O’nun dostluğunu kazandı ve böylece, ‘halilullah’ olarak nam saldı bütün zamanlara.

 

Nitekim, bizler de, günde en az otuz-kırk defa selâm ve dua gönderiyoruz İbrahim’e ve ailesine. Yani, onu kendimize önder ve örnek aldığımızı dile getiriyoruz. Peki, bu, dillerimizden hallerimize de yansıyor mu?

 

Meselâ, sevdiklerimizden Rabbimiz adına vazgeçebiliyor muyuz? Onları O’nun adına sevebiliyor muyuz? Onları asıl Sevgili’nin gönderdiği hediyeler olarak görüp, O’nun sevgisine yaklaşmaknın aracı kılabiliyor muyuz? Hz. İbrahim gibi, tevhîd kılıcını onların fani ve geçici yüzlerine çalabiliyor muyuz? Yoksa onları kendi nefsimiz adına sevip, âyet ve işaret olmaktan çıkarıp, bizatihî isim ve amaç kılarak putlaştırıyor muyuz?

 

Kurban bayramlarında kurbanımızı ne derece Hz. İbrahim'e iktida ederek, sevdiğimiz herşeyi Rabbimizin bize gönderdiği birer hediye ve bir nimet bilerek, O’na yakınlaşmak için birer araç ve binek yapma niyetimizin ifadesi olarak kesiyoruz?

 

Evlâdımızı, anne-babamızı, kavmimizi, yaşadığımız beldeyi... kendi adımıza sevip onları Rabbimize perde mi yapıyoruz; yoksa onları yaratan Rabbimizin adıyla sevip, Rabbimizin muhabbetine birer binek, birer burak mı yapıyoruz?

  

Kısacası; âhiretin dünyaya, Hz. İbrahim'in kudsî milliyetinin dünyevî ve kavmî milliyetçiliklere, ibadetlerin âdetlere, isimlerin harflere, amaçların araçlara kurban edildiği böylesi bir ortamda, İbrahim’in kurbanı, bize unuttuğumuz pek çok hakikati hatırlatıyor.

 

Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye hazır oluşu aslında bir son adımdı, bir neticeydi. Çünkü, İsmail, onun Rabbine sunduğu ilk kurban değildi; son kurbandı.

 

Eğer kurban birşeyi amaç olmaktan çıkarıp, asıl amaca yaklaştıran bir araç ve binek yapmak ise, Hz. İbrahim önce kendisini kurban etti Rabbine.

 

 Âhiretin dünyaya, Hz. İbrahim'in kudsî milliyetinin dünyevî ve kavmî milliyetçiliklere, ibadetlerin âdetlere, isimlerin harflere, amaçların araçlara kurban edildiği bir ortamda, İbrahim’in kurbanı, bize unuttuğumuz pek çok hakikati hatırlatıyor .....

 

 

Murat Çiftkaya

Dost Sözü : (1) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

ÂŞIK-I SADIK BENİM

KADEM KADEM GECE TEŞRÎFİ NÂİLÎ O MEHİN, CİHÂN CİHÂN ELEM-İ İNTİZÂRA DEĞMEZ Mİ ?



ATATÜRKÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ




TÜRK GENÇLİĞİNE HİTAP



Ey Türk Gençliği !

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.

Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.

Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı!

İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Gazi Mustafa Kemâl

ATATÜRK

20 Ekim 1927


Ruhun Şâd Olsun ATAM..


Ne kadar ileri görüşlüymüşsün...!




birdirbir



DOSTUN HEYBESİ

incitme..
Arefe günündeki rahmet...
Kabe yolu Aşk yoludur – Ankaralı Âşık Niyazi Demirörs.
Âşık Nîyazi Divanından...
Bir mum...
İYİ BAYRAMLAR EFENDİM
ben insanlığımdan mı vazgeçeyim!
O ise benim sevdiklerimden...
DUA BERAT GECESİ
MİRAÇ KITABI 1 .BÖLÜM
MİRAÇ KITABI 4 .BÖLÜM
Aşık Sefai'den deli gönül
Regaib Kandili
KIRK KURAL.... Ehline duyurulur !
ŞARTLI SEVGİ...
LEYLA DA KİM ?..
ÇARE SENSİN...
Mevlana Hazretleri
ÖYLE BİR SEVGİ EDİNMELİ Kİ
Sakın terk-i edebden, kûy-i mahbûb-i Hudâ'dır bu!
İSTEMEMEYİ ! İSTEMEK !
Atatürk Neden Büyük...
M. Kemal Atatürk'ün Balıkesir Paşa Camiindeki hutbesi...
Allah dost olmak...
KURTULUŞ... GÜZEL AHLÂKTADIR!.

LİNKLER

ANA SAYFA
HANE-İ CÜZ
SAYFALAR
DOSTLAR
e-posta
MORAL FM
İSMAİL HAKKI BURSEVİ Hz.
DOST KATINDAN İNEN
O. KEMÂLÎ OZÂN Hz.
MELAMİLER
KAFKAS VAKFI
SEMAZEN
CEMALİNUR SARGUT
HÂLUK NÛRBAKÎ Hz.
ŞEMSETTİN YEŞİL Hz.
GECEYOLCULUĞU
ORTADOĞU HABER
HUBBLE TELESKOPU
NOVA The Elegant Universe

DOSTA GİDER

DOSTLAR

meczup
esin
agnia
tutuklanandestanlar
sufihayat
ibnarabi
aisece
sufikalbi
fremde1977
ulkuodabas
abuhayat
1984nilufer
dingorevlileri
gulirana
atesveruzgar
gulumseyisim
ruzname
haticane
insansevgidir
sessizyusuf
seraparda
hulos
gonulcedost
adigebatur
Süleyman Ragıp Yazıcılar
otuzuncuharf
medreseizehra
dilaran
gulsultan
hayalet789
anlamsizfirtina
offff
hatice38
hazanseli
annemin
ruhlargemisi
candedim
gercekyasamdan
fuadyusufoglu
islamneguzel
dusbahcesi
unzilecekim
ustaplan
sahibiniarayanmektuplar
sevtap85
sibelefe
unsal1
mondlicht
subebegi
birlahza
esko
sizinbloglariniz
mavizara
bluepoison
garipyolcu
yagmurlar2
acihuzun
meveddet
bigarip
mehmet toprak
islamvakti
yasaminanlami
muslumankisiligi
sonsuzlukkervani
lezzetblogu
sieda
benyako
djazemimm87
resulevuslat
mnelam
kafkasgelini
kuldan
islamimedya
Hasan Beyan
nurnurani
İsmail Hakkı GÜRGENBURAN


SEVGİLİ FAHR-İ KÂİNAT EFENDİMİZİN VEDÂ HUTBESİ


VEDA HUTBESİ





Allah'a hamd-ü senâ ederiz. O'na döneriz. Nefislerimizin fenalıklarından ve kötü amellerimizden O'na sığınırız. Allah'ın hidâyet ettiğini, kimse doğru yoldan çıkaramaz. Allah'ın şaşırttığını kimse yola koyamaz. Şehâdet ederim ki Tanrı yoktur, sadece Allah vardır! Bir'dir, eşi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki Muhammed, O'nun kulu ve Rasûlüdür.
Ey Allah'ın kulları !..
Allah'tan korkmanızı ve O'na itaat etmenizi vasiyet ederim.
Ey İnsanlar!...
Sözlerimi iyi dinleyiniz... Çünkü bu seneden bonra bir daha sizinle burada tekrar buluşup buluşamayacağımı bilmiyorum..
Ey İnsanlar!..
Bugünün ne günü olduğunu biliyor musunuz? Burası, Belde-i Haram'dır.(Mekke'dir) Bugününüz nasıl mukaddes bir gün, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz nasıl mukaddes bir şehir ise, biliniz ki canılarınız, mallarınız, ırzlarınız da; bu mukaddes gün, bu mukaddes ay, bu mukaddes şehir gibi yek diğerinize karşı mukaddestir. Bunlara tecavüz haramdır.

Ey Ashabım!...

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünki her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalâletlere (sapıklıklara) dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız!

Ashabım ! ...

Eskiden câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Rabia'nin kan davasıdır.

Ashabım! ...

Her türlü riba (tefecilik) kaldırılmıştır İlk kaldırdığım riba, Abdulmuttalib'in oğlu Abbas'ın ettiği ikrazlardır (borç vermelerdir) Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Eski câhiliyet devrinden kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. Borçlular, alacaklılara yalnız aldıkları parayı ödeyeceklerdir.

Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız...

Ashabım!.

Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin. Hediyeler, hediye ile karşılanır. Başkalarına kefil olan, kefaletin sorumluluğunu üstüne alır.

Ey İnsanlar!

Bugün şeytan sizin topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat kurmak gücünü ebedî sûrette kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, onu sevindirmiş olursunuz.

Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

Ey insanlar ! ...

Kadınların haklarına riayet ediniz. Bu hususta Allah'tan korkunuz. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onları Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların aile şerefini , sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir.
Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları uyarıp, sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşrû bir şekilde hertürlü yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını sağlamanızdır. Onlar sizin haklarınıza riayet etsinler...Siz de onlara nezâketle muamele edin. Bir kadının kocasının izni olmadıkça onun malından bir şeyi başkasına vermesi, helâl olmaz. Kölelerinize gelince... Onlara da yediğinizden yedirmeğe, giydiğinizden giydirmeğe çalışın. Affedemeyeceğiniz bir hata işlerlerse kendilerine izin verin. Fakat asla eziyet etmeyin. Çünkü onlar da Allah'ın kuludur.

Ey müminler!..

Sözümü iyi dinleyin, iyi anlayın...

Muhakkak ki Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Adem'in çocuklarısınız... Adem ise topraktandır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde üstünlüğü yoktur. Şeref ve üstünlük, ancak fazilet iledir.
Müslüman müslümanın kardeşidir.

Bütün müslümanlar kardeştir, eşit hakka mâliktir.

Din kardeşinize ait olan herhangi birşeye, bir hakka tecavüz etmek, gönül rızası ile olmadıkça, başkası için helâl olmaz. Haksızlık yapmayın...Haksızlığa da boyun eğmeyin. Ahâlinin haklarını gasp etmeyin. Sakın benden sonra kâfirlerin yaptığı gibi birbirinizle boğuşmayın..
Ey Müminler!
Size bir emanet bırakıyorum..Siz ona sıkı sarıldıkça, yolunuzu şaşırmazsınız. O emanet de Allah'ın kitabı Kur'ân 'dır!. Ey Ashabım!
Nefsinize zulmetmeyin...Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Ey İnsanlar!
Allah , herkese düşen miras hakkını Kur'ân 'da bildirmiştir. Mirasçılar için ayrıca vasiyetnâme yapmaya hâcet yoktur.
Ey İnsanlar!
Her câni kendi suçunundan kendisi sorumludur. Hiçbir câninin işlediği suçun cezasını evlâdı çekmez. Hiç bir evlâdın suçundan da babası sorumlu tutulamaz.
Ey İnsanlar!
Mutemâdiyen dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri, yerleri yarattığı günki vaziyete dönmüştür.. Bir yıl, ay ölçüsüyle 12 aydır.Bunlardan dördü, haram aylardır. Bunlardan üçü, arka arkaya Zilka'de, Zilhicce, Muharrem'dir. Dördüncüsü Receb'tir, ki Cümade-l âhire ile Şaban arasındadır. Bu sene haram aylar eskilerine geldi. Hac mevsimi yine Zilhicce'nin onuncu gününe rastladı.

Ey İnsanlar!

Allah'a kulluk edin.

Beş vakit namazınızı kılın.Ramazan orucunu tutun. Emirlerime itaat edin. O takdirde Rabbinizin Cennetine girersiniz.
Ey İnsanlar!

Aşırı gitmekten sakınınız. Sizden öncekilerin mahvolmalarının sebebi, dinde ifratta olmaları idi. Hac usûllerini benden öğrenin. Muhakkak olarak bilmiyorum, belki bu seneden sonra bir daha haccedemem. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, kendisine bildirilenler, burada bulunanlardan daha iyi anlayarak bunları korumuş olurlar.

Ey insanlar!

Yarın beni sizden soracaklar.. Ne dersiniz?

Risâletimi tebliğ ettim mi? Görevimi yaptım mı?..



(Ashab bu soruya hep bir ağızdan "EVET!..Yemin ederiz ki tebliğ ettin. Bize nasihat ve tebligatta bulundun. Böylece şehâdet ederiz." der.


Vâdi artık bu sözlerle çalkalanmaktadır.

Allah Rasûlü parmağını havaya kaldırarak, üç kez;




"Şâhid ol Ya Rabbi!"



"Şâhid ol Ya Rabbi!"




"Şâhid ol Ya Rabbi!"

Buyurur.






Yüce Allah Şefaatlerinden Mahrum Etmesin .. İnşallah...



Cânı kim cânânı için sevse, cânânın sever

.

Bismillah
Bi ismi Allah !

HER VAKTİNİZ HAYR OLSUN




Esselâmû Aleyke yâ Rasûlallah..


Esselâmû Aleyke yâ HabîbAllah..
BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU?

BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU?

Daima düşünceli idi. Susması konuşmasından uzun sürerdi; lüzumsuz yere konuşmaz konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı. Dünya işleri için kızmazdı. Kendi şahsi için asla öfkelenmez ve öç almazdı.

Kötü söz söylemezdi.
Affediciliği tabii idi. İntikam almazdı. Düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi. Kendisini üç şeyden alıkoymuştu; Kimseyle çekişmezdi, çok konuşmazdı, faydasız boş şeylerle uğraşmazdı. Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi; hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınamaz, ayıplamazdı, kimsenin kusurunu araştırmazdı. Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.

Yanında en son konuşanı, ilk önce konuşan gibi dikkatli dinlerdi.
Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse O da güler, bir şeye hayret ederlerse O da onlara uyarak hayret ederdi.

Gerçeğe aykırı övmeyi kabul etmezdi.


Her zaman ağırbaşlıydı. Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı. (ihata ederdi) Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı. Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü, ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.

Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.

Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti ;


"Sen dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi yaşa!"

Her zaman hüzünlü ve mütebbessim bir hâletle dururdu, yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık olurdu. Adet üzere sarf edilen hiçbir kötü söz ağzına almadı. Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı. Fakirlerle birlikte yerdi, öyle ki onlardan ayırt edilmezdi. Önüne ne konulursa yerdi. Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.

Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez, bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.


Sabahları evinden çıkarken şöyle söylerdi: "İlahi doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksIzlIk etmekten ve haksızlığa maruz kalmaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım."

Sıradan değildi; Sıradan insanlar gibi yaşadı.


İŞTE O, FAHRİ KÂİNAT,

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ,

HZ. MUHAMMED MUSTAFA

SALLALLAHÛ ALEYHİ VE SELLEM İDİ.

Esselamu aleyke ya Resulullah, esselamu aleyke ya Nebiyyallah, esselamu aleyke ya Habiyballah, esselamu aleyke ya hayra halkullah, esselamu aleyke ya Savfetullah, esselamu aleyke ya Seyyidi’l-murselin ve hâtimi’n-nebiyyin, Esselamu aleyke ya gâidi’l-ğarru’l-mahceleyn, esselamu aleyke ve alâ ehl-i beytike et-tayyibiyn et-tâhiriyn, esselamu aleyke ve alâ ezvâcüke’t-tâhirat ümmehâtu’l-mü’miniyn, esselamu aleyke ve alâ ashâbike ecmâiyn, esselamu aleyke ve alâ sâir ıbâdullahi’s-sâlihıyn, cezâkellahu ya Resulullah efdal mâ cezâ nebiyyen ve rasulen an ümmetihi, ve sallallahu aleyke küllemâ zekareke ez-zâkirun, ve ğafele an zikrike el-ğâfilun.
....ESSELÂMUNALEYKÛM YA RESULALLAH.....
[Selam Sana ey Allah’ın Resulü, Selam Sana ey Allah’ın Nebisi, Selam Sana ey Allah’ın sevgilisi, Selam Sana ey Allah’ın yaratıklarının en hayırlısı, Selam Sana ey Allah’ın dostu, Selam Sana ey peygamberlerin efendisi ve peygamberlerin sonuncusu, Selam Sana ey iki cihan nuru olan lider. Selam Sana, selam temiz ve pak aile efradına. Selam Sana, selam müminlerin anneleri temiz ve pak eşlerine. Selam Sana, selam bütün ashabına. Selam Sana, selam Allah’ın diğer salih kullarına. Ümmetine Peygamber ve Resul olarak Allah, Seni en üstün mükafatla mükafatlandırsın. Seni zikredenlerin her zikrinde ve Seni zikretmekten gafil olanların da gafletinde Allah’ın salat ve selamı üzerine olsun. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Şehadet ederim ki; Sen, Allah’ın kulu, elçisi, emini, yaratıklarının en hayırlısısın. Şehadet ederim ki; Sen, Allah’ın risaletini tebliğ ettin, emaneti yerine tevdi ettin, ümmetine öğüt verdin ve Allah yolunda büyük bir gayretle cihat ettin.]

ALLAH ŞEFAATLERİNDEN BİZİ MAHRUM ETMESİN... İNŞALLAH.... Amin...


BEN BÖYLE DOST İÇİN KURBAN OLURUM..









İLAHİLER ve İSLÂMİ MÜZİK

İlâhi Seçiniz, Dinle' yi Tıklayınız ve az.. biraz.. Bekleyiniz.

<<< >>>



El Hamdüllilâhi Râbbül âlemin !





Elhamdüllillah-il Râbbül Alemin




Namaz Mü'min'in Mirâcıdır !






Click for Istanbul, Turkey Forecast

TEMP & TIME @ İSTANBUL

DOST BLOGLAR -LÜTFEN ZİYARET EDİNİZ