NiYAZiMISRiHz - Birdirbir! Yok Haktan başka; herşey BİRDİRBİR' Lillah Birdir Bir, Billah BİRDİRBİR... - Blogcu
Allah u Ekber

Birdirbir! Yok Haktan başka; herşey BİRDİRBİR' Lillah Birdir Bir, Billah BİRDİRBİR...

Allah u Ekber
İsmailem, Hâk yoluna, canımı kurbân eylerem, Çünkü bu cân kurban gerek, Ben koç kurbânı neylerem.....

24/12/2008 - OTUZ DÖRDÜNCÜ SOFRA – İrfan sofraları - Niyazi Mısrî Hz.

Kategori: NiYAZiMISRiHz

OTUZ DÖRDÜNCÜ SOFRA – (İrfan sofraları - Niyazi Mısrî Hz.)

"Cennet mekârihle (kötülüklerle, [(Mekrehe. C.) İnsana tiksinti veren şeyler. * Sıkıntılar, dertler.)] süslenmiştir. " Bunda şu hakikate işaret edilmektedir: Bir Kâmilin adı uzaktan işitilir ve onunla buluşmaya iştiyak duyulur. Fakat geldikleri zaman onu düşmanla çevrili görürler, öyle ki her düşmanın elinde ötekininkine benzemeyen bir mızrak vardır; o mızrakları bu kâmile âşık olanlara atarlar, iftiralar ederler, onu ondan çevirmeye çalışırlar. Bu, Adem Aleyhisselam'dan günümüze kadar böyle gelmiştir. Hakikatte Kâmilin etrafında bulunan bu düşmanlar, istidatlı olmayan kimseleri kemal sahiplerinin yanına sokmamak için vazifeli bekçilerdir. İşte kemal sahibi olan zat, böylece mekârihle (kötülüklerle) çevrilmiş bulunur. Onun yanına ancak kuvvetliler girebilir. Nitekim o Kâmil’de maarif Cennetine ve kendisine muvafık ihvanla toplanma zevkine; düşmanların verdikleri ıstıraplara, hasetçilerin sebep olduğu üzüntülere sabretmek suretiyle erebilmiştir. Çünkü ariflerin meclisi, Cennet gibidir. Zira Peygamber Aleyhisselam Efendimiz buyurmuştur: "Eğer Cennet bahçelerine uğrarsanız, meyvalarından yeyiniz." Fakat cennet mekarihle çevrilidir. Kâmil kimseler, zikir sohbetine muvafık olan insanla toplanma meclisine ancak sabr ile nail olabilmişlerdir. Büyüklerden biri Belgrad'dan bizi ziyarete gelmişti. Önce fakirin hasetçilerinin çokluğunu görerek bana acıdı. Fakat cuma gecesi toplanan ihvanı görüp, onların Vecd ile, birtakım İlahi haller ile zikretmelerini görünce çok ağladı ve şöyle dedi: "Bırak onları istedikleri kadar hainlensinler, düşmanlık etsinler. Onların ezalarına sabret, Çünkü bu nur, onların üflemeleriyle sönmez, artar. Sonra Allah Teala'nın: "Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Halbuki Allah, kafirler istemese de, nurunu muhakkak tamamlayacaktır. " (Saff 8) ve "Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Kafirlerin hoşuna gitmese de Allah nurunu tamamlayacaktır. " Tevbe 32) sözlerini okudu ve ilave etti. "Bu cennetin, hasetçilerden ve düşmanlardan hali kalmayıp onlarla sarılmış bulunması icabeder. Bu insanlar bunun etrafındaki mekarihi yarıp buraya girmeye kudretleri olmadığından dolayı hasedleri ve düşmanlıkları artmaktadır. Fakat onların hasedleri ne kadar artsa bu nur da o kadar artar. Onların senin hakkındaki davranışlarına üzülme. "

Hasılı Kâmil, kemal cennetine cehd-ü gayret ve sabr-i cemil ile vasıl olabilir. Onun hasetçilerinin kötülükleriyle çevrili bulunan sohbeti cennetine de ancak Kâmilin zatında veya meclisinde bulunan mekarih ayıplarına gözlerini kapatan, o hasetçilerin sözlerine kulak asmayan kimselerden başkaları giremez.

Fakir der ki: Mısır'a gidip Şeyhuniyye'de şeyhime bey'at ettiğim zaman oranın fukarası sayılamayacak kadar çoktu. Bunlardan bazıları şeyhime, kendi şeyhi zamanından kalmış idiler. Şeyhin selefinden kendisine intikal eden müridlerden biri bana gizlice yaklaştı ve dedi ki: "Ben seni, iradende sadık, samimi arkadaş biliyorum. Ama bu şeyh, senin bildiğin gibi yetişmiş bir şeyh değildir. Ben sana nasihat ediyorum. Senin aradığın bunda yoktur. Beni dinlersen bunu bırak ve kendine başka bir şeyh ara. Belki muradına erersin. " ve şey
hin birçok ayıplarını saydı. Ona dedim ki: "Şimdi onun Kâmil olduğuna yakinen inandım. " Gerçekten üç yıl hizmetine devam ettim ve onu Kadiri Tarikatinde Kâmil bir şeyh buldum. Allah'a hamdolsun, ona hizmet sayesinde muradımın özetine nail oldum. Teferruatına da başka bir şeyhin, şeyhler şeyhi eş-Şeyh Ümmi Sinan Elmalı (Ks. S. ) nın hizmetinde eriştim. Ama bunun mekarihini, ötekinin mekarihinden çok buldum. Tabii zevkleri de farklı idi.

 

Niyazi Mısrî Hz.

Dost Sözü : (yok) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

18/11/2008 - Niyâzî-i Mısrî Hz. - KIRK BİRİNCİ SOFRA

Kategori: NiYAZiMISRiHz

KIRK BİRİNCİ SOFRA

 

Yüce Allah'ın "Biz dünya semasını yıldızlarla süsledik. " (Saffat 6) sözü hakkındadır. Bil ki: Zikirlerle dolu lisan,kandillerle dolu olan bir cami gibidir. O zikirle kalbde hasıl olan bilgiler ise,yıldızlarla dolu semaya benzer. Nasıl ki yıldızlar sekizinci felektedirler,fakat nurları dünya semasında görülür ve insanlar onlarla yollarını bulursa,kalb kürsüsündeki maarif de tıpkı böyle nurları güzel ahlak,ef'al-i cemile,a'mal-i seniyye ve güzel sözler şeklinde kamilin zahirinde tecelli eder ve halk onunla yolunu bulur. Nasıl ki Allah dünya semasını yıldızlarla süsleyip onu kovulmuş şeytanın ulaşmasından korumuş olduğundan dolayı şeytanlar yüksek alemden (Mele-i A'la) bir şey işitemezlerse-zira Yüce Allah Teala buyurmuştur ki: "Biz dünya semasını yıldızlarla süsledik ve onu her türlü kovulmuş şeytandan koruduk. Mele-i A'la'dan bir şey işitemezler. " Saffat 7-8) kamilin de batınını irfan ve zahirini amel ve güzel ahlak nuriyle süsleyip onu,kindar düşmandan ve hasetçiden korumuş ve onun irfanını hidayet ve saadet ehline nücum (yıldızlar), şekavet ve dalalet ehline rücum (taşlamalar) yapmıştır. Onlar hiyanet kasdıyla kamile yaklaşamazlar. Böyle bir şeye teşebbüs etmiş olsalar dahi o kamilin irfanının ve ibadetinin nurları kendisini savunur. Nasıl şeytan her taraftan ateşlerle karşılaşırsa onlar da öyle olur. Bak,enfüs,afak'a nasıl uyuyor ve birinde zuhur eden,diğerinde de nasıl zuhur ediyor.

 

Allah dünyayı peygamberlerle,velilerle,alimlerle,salihlerle süslemiştir. Onları hidayet ehline yıldızlar,dalalet ehline kendilerini uzaklaştırıcı taşlar yapmıştır. Hatemü'l-Enbiya (S. A. V. ) Efendimizi de hidayet güneşi yapmıştır. "Çünkü O,fazilet güneşidir,ötekiler de yıldızları; Yıldızlar karanlıkta nurlarını gösterirler. " (Kaside-i Bürde)

 

Allah Teala buyurmuştur: "Ölü olup,bizim kendisini dirilttiğimiz,kendisine insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimse,içinden çıkamayacağı karanlıklar içerisinde bulunan kimse gibi midir?" (En'am 122)

 

Şimdi insanın haline bak. İnsanlardan bazıları,yıldızlarla süslenmiş sema gibidir. Bazı insanlar da bunlarla hidayete kavuşmuşlardır. Bazıları da ne yıldızlar gibidirler,ne de yıldızlarla hidayet bulmuşlardır. Onlar,içinden çıkamayacakları karanlıklarda bulunan kimseler gibidirler.

 

O halde sen,ilimlerinin nurlarını alarak birincileri gibi ol. Yahut onlara uyarak ikincileri gibi ol. Ama üçüncüleri gibi olma ki yarın pişman olmayasın,fırsat geçtikten sonra bu pişmanlığın,sana faide vermez. Zira gençlik günlerinde ilim ve amel tahsilinden yüz çeviren kimse,ömrünün sonunda pişman olur. Bunları elde etmek ister ama ömrü vefa etmez,hasret ve üzüntü içinde kalır. Allah Teala böyle insanların halini şu sözüyle haber vermiştir: "O gün mü'minleri görürsün ki nurları,önlerinden ve sağlarından koşuyor. "Bugün size müjde,altlarından ırmaklar akan,içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir" denecek. İşte bu büyük kurtuluştur. İki yüzlü erkek ve kadınlar mü'minlere "Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım" dedikleri gün,onlara: "Ardınıza dönün de ışık arayın" denir; insanlarla iki yüzlüler arasına,kapısının içinde,rahmet ve dışında azap olan bir sed çekilir. " (Hadid 13)

 

Kemali tahsil et,yoksa ömrünün sonunda pişman olursun. Dünya'ya da geri dönemezsin artık. Merkez zindanından muhite çık. Zira "Allah'ın Arzı geniştir. " (Zümer 10) O peygamberler ve veliler hep hicret etmişlerdir. Allah doğruyu söyler,O,yola iletir.

 

Niyazi Mısri Hazretleri

Dost Sözü : (yok) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

30/10/2008 - Niyâzî-İ Mısrî - İrfan sofralarından bir sofra daha...

Kategori: NiYAZiMISRiHz

KIRK BİRİNCİ SOFRA

 

Yüce Allah'ın "Biz dünya semasını yıldızlarla süsledik. " (Saffat 6) sözü hakkındadır. Bil ki: Zikirlerle dolu lisan,kandillerle dolu olan bir cami gibidir. O zikirle kalbde hasıl olan bilgiler ise,yıldızlarla dolu semaya benzer. Nasıl ki yıldızlar sekizinci felektedirler,fakat nurları dünya semasında görülür ve insanlar onlarla yollarını bulursa,kalb kürsüsündeki maarif de tıpkı böyle nurları güzel ahlak,ef'al-i cemile,a'mal-i seniyye ve güzel sözler şeklinde kamilin zahirinde tecelli eder ve halk onunla yolunu bulur. Nasıl ki Allah dünya semasını yıldızlarla süsleyip onu kovulmuş şeytanın ulaşmasından korumuş olduğundan dolayı şeytanlar yüksek alemden (Mele-i A'la) bir şey işitemezlerse-zira Yüce Allah Teala buyurmuştur ki: "Biz dünya semasını yıldızlarla süsledik ve onu her türlü kovulmuş şeytandan koruduk. Mele-i A'la'dan bir şey işitemezler. " Saffat 7-8) kamilin de batınını irfan ve zahirini amel ve güzel ahlak nuriyle süsleyip onu,kindar düşmandan ve hasetçiden korumuş ve onun irfanını hidayet ve saadet ehline nücum (yıldızlar), şekavet ve dalalet ehline rücum (taşlamalar) yapmıştır. Onlar hiyanet kasdıyla kamile yaklaşamazlar. Böyle bir şeye teşebbüs etmiş olsalar dahi o kamilin irfanının ve ibadetinin nurları kendisini savunur. Nasıl şeytan her taraftan ateşlerle karşılaşırsa onlar da öyle olur. Bak,enfüs,afak'a nasıl uyuyor ve birinde zuhur eden,diğerinde de nasıl zuhur ediyor.

 

Allah dünyayı peygamberlerle,velilerle,alimlerle,salihlerle süslemiştir. Onları hidayet ehline yıldızlar,dalalet ehline kendilerini uzaklaştırıcı taşlar yapmıştır. Hatemü'l-Enbiya (S. A. V. ) Efendimizi de hidayet güneşi yapmıştır. "Çünkü O,fazilet güneşidir,ötekiler de yıldızları; Yıldızlar karanlıkta nurlarını gösterirler. " (Kaside-i Bürde)

 

Allah Teala buyurmuştur: "Ölü olup,bizim kendisini dirilttiğimiz,kendisine insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimse,içinden çıkamayacağı karanlıklar içerisinde bulunan kimse gibi midir?" (En'am 122)

 

Şimdi insanın haline bak. İnsanlardan bazıları,yıldızlarla süslenmiş sema gibidir. Bazı insanlar da bunlarla hidayete kavuşmuşlardır. Bazıları da ne yıldızlar gibidirler,ne de yıldızlarla hidayet bulmuşlardır. Onlar,içinden çıkamayacakları karanlıklarda bulunan kimseler gibidirler.

 

O halde sen,ilimlerinin nurlarını alarak birincileri gibi ol. Yahut onlara uyarak ikincileri gibi ol. Ama üçüncüleri gibi olma ki yarın pişman olmayasın,fırsat geçtikten sonra bu pişmanlığın,sana faide vermez. Zira gençlik günlerinde ilim ve amel tahsilinden yüz çeviren kimse,ömrünün sonunda pişman olur. Bunları elde etmek ister ama ömrü vefa etmez,hasret ve üzüntü içinde kalır. Allah Teala böyle insanların halini şu sözüyle haber vermiştir: "O gün mü'minleri görürsün ki nurları,önlerinden ve sağlarından koşuyor. "Bugün size müjde,altlarından ırmaklar akan,içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir" denecek. İşte bu büyük kurtuluştur. İki yüzlü erkek ve kadınlar mü'minlere "Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım" dedikleri gün,onlara: "Ardınıza dönün de ışık arayın" denir; insanlarla iki yüzlüler arasına,kapısının içinde,rahmet ve dışında azap olan bir sed çekilir. " (Hadid 13)

 

Kemali tahsil et,yoksa ömrünün sonunda pişman olursun. Dünya'ya da geri dönemezsin artık. Merkez zindanından muhite çık. Zira "Allah'ın Arzı geniştir. " (Zümer 10) O peygamberler ve veliler hep hicret etmişlerdir. Allah doğruyu söyler,O,yola iletir.

 

Niyazi Mısri Hazretleri

Dost Sözü : (yok) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

28/8/2008 - Niyâzî-i Mısrî - Candan Geçmek

Kategori: NiYAZiMISRiHz

CANDAN GEÇMEK

 

Kim ki candan geçmez ise diyn bize yar olmasın

Ar u ırz ile gelip aşıklara bar olmasın

Gam yükün aşık olan daim çeke gelmişdürür

Duymayan dost derdini aşka giriftar olmasın

 

Derd uyutmaz, rahat etmez gice gündüz aşıkı

Şol ki bülbüldür güle karşı nice zar olmasın

Zevk-i taatle kimesne hal-i aşkı anlamaz

Talib-i sadık ise belinde zünnar olmasın

 

Remz-i Hak'ka mahrem olmak değmenin karı değil

Kim dilerse aşk ile yar olsun ağyar olmasın

Zerrece aşk oldu kimde olsa yakar varlığın

Aşk odu ister ki Hak'dan gayrı hiç var olmasın

 

Cümle efkarın hurufun cem'idüp tevhid ile

Nokta-yı vahdet'de haşrol gayrı efkar olmasın

Ey Niyazi hal-i aşkı herkese faş eyleme

Sırr-ı Hak'dır ana bigane haberdar olmasın...

 
Nîyâz-î Mısrî Hazretleri



Dost Sözü : (yok) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

28/10/2007 - Derviş

Kategori: NiYAZiMISRiHz

DERVİŞ

 

Derviş olan kişinün sözleri umman olur

Salik-i Hak olanun rahına bürhan olur

 

İlm-i ledün dersini arif olan kişiler

Haste-dil olanların derdine Lokman olur

 

Her seher efgan idüp bülbüli hayran ider

Dide-i giryan idüp sinesi büryan olur

 

Beyt-i dili pak olur zikr-i Hakkı işiden

Sabr u kararı gider işleri devran olur

 

Şem-i cemali döner pervane-i aşıkun

Zan ider ol cahilun devr ile isyan olur

 

Münkirleri dahi ider kime sözünüz dimez

Yine işi anlara lutf ile ihsan olur

 

Sanma Niyazi özün derviş oluptur senün

Derviş olan kişiler şöylece sultan olur

 

Niyazi Mısrî Hz.

Dost Sözü : (3) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

23/9/2007 - ARZULARSIN

Kategori: NiYAZiMISRiHz

ARZULARSIN

 

Nadanı terk etmeden, yaranı arzularsın
Hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın


Men arefe nefsehu kad arefe rabbehu
Nefsini sen bilmeden Sübhan'ı arzularsın

 

Sen bu evin kapusun henüz bulup açmadan
İçindeki kenz-i bipayan'ı arzularsın

Taşra üfürmek ile yalınlanır mı ocak
Yönün Hakk'a dönmeden ihsanı arzularsın

 

Dağlar gibi kuşatmış benlik günahı seni
Günahını bilmeden gufranı arzularsın

Sen şarabı içmeden serhoş-u mest olmadan
Nicesi Hak emrine fermanı arzularsın

 

Cevzin yeşil kabuğunu yemekle tad bulunmaz
Zahir ile ey fakih Kur'an-ı arzularsın

Gurbetliğe düşmeden mihnete satışmadan
Kebap olup pişmeden püryanı arzularsın

 

Yabandasın evin yok bir yanmış ocağın yok
Issız dağın başında mihmanı arzularsın

Ben bağ ile bostanı gezdim hıyar bulmadım
Sen söğüt ağacından rumman'ı arzularsın

 

Başsız kabak gibi bir tekerleme söz ile
Yunus'leyin Niyazi irfanı arzularsın

 

Niyazî Mısrî Hz.

Dost Sözü : (1) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

18/9/2007 - Kemali devlet istersen oku ayât-ı Kur’anı

Kategori: NiYAZiMISRiHz

Uyan gafletten ey gafil, seni aldamasın dünya

Yakanı al elinden kim seni sonra kılar rüsva

 

Ne sandın sen bu gaddarı ki ta böyle anı sevdin

Anı her kim ki sevdiyse dinini eyledi yağma

 

Adavet kılma kimseyle sana nefsin yeter düşman

Ki asla senden ayrılmaz ömür ahir olunca ta..

 

İşittin Hak Rasulünden nice ayât-ü ahbârı

Veli nidem ki kar etmez bu öğütler sana asla

 

Bu zahir gözünü örtüp bana tut cânıla gönlün

Ki her bir sözün içinde duyasın cevher-i mana

 

Kelam-ı Mustafa zevkin dimağında bulagör kim

Muadil olmaz ol zevke hezarân “mennile selvâ”

 

Kemali devlet istersen oku ayât-ı Kur’anı

Ki her harfin içinde var Niyazi bin dürr-i yektâ.

 

Niyazî Mısrî (Kaddesallahû Sırrahülaziz)

Dost Sözü : (1) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

17/9/2007 - Kahrın da hoş, lûtfun da hoş,

Kategori: NiYAZiMISRiHz

Cana cefâ kıl ya vefâ,

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş,

Ya derd gönder ya ya devâ,

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş.

 

Hoştur bana senden gelen:

Ya hil’at ü yahut kefen,

Ya taze gül, yahut diken...

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş.

 

Gelse celâlinden cefâ,

Yahut cemâlinden vefâ,

İkiside cana safa:

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş.

 

Ger buğ u ger bostan ola,

Ger bendü ger zindan ola,

Ger vasl ü ger hicrân ola,

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş.

 

Ey Padişah-ı Lemyezel!

Zat-ı ebed, hayy-ı ezel!

Ey lûtfu bol kahrı güzel!

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş.

 

Ağlatırsın zâri zâri,

Verirsen cennet ü hûri,

Lâyık görür isen nâri,

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş.

 

Gerek ağlat, gerek güldür,

Gerek dirgür, gerek öldür,

Bu Âşık hem sana kuldur,

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş.

 

İbrahim Tennuri Hz.

Dost Sözü : (yok) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

17/9/2007 - Yok eyle kendi varını kim var ola canan sana

Kategori: NiYAZiMISRiHz

Ey derde derman isteyen yetmez mi derd derman sana

Ey rahat-ı can isteyen kurban olandır can sana

 

Yağma edersin varlığın gider gönülden darlığın

Mahveyle sen ağyarlığın yar olısar mihman sana

 

Sermaye bu yolda heman teslim olur buna inan

Sıdk ile Allah’a dayan etmez mi gör ihsan sana

 

Tevhide tapşur özünü kimseye açma razunı

Şeyh izine tut yüzünü şeyhin yeter burhan sana

 

İven kişi yol alamaz maksudu hergiz bulamaz

Bekle maarif kapusun yüz göstere irfan sana

 

Dünya ile ukbayı ko, ulâ ile uhrâyı ko

Var ol kuru sevdayı ko, matlab yeter Sübhan sana

 

Candan talep kıl yarini ver canı bul didarını

Yok eyle kendi varını kim var ola canan sana

 

Çürüklerin hep sağ olur zehrin kamu bal yağ olur

Dağlar yemişli bağ olur cümle cihan bostan sana

 

Güçtür kati Hakk’ın yolu dergahı hem gayet ulu

Sıdk ile olmazsan kulu etmez yolu âsân sana

 

Kulluğa bel bağlar isen şam ü seher ağlar isen

Sular gibi çağlar isen tiz bulunur umman sana

 

Bülbül oluben öte gör gül gibi açıl tüte gör

Aşk oduna can ata gör gülzar olur nirân sana

 

Yüzün Niyazi eyle hâk derd ile bağrın eyle çâk

Kalbin sarayın eyle pâk şayet gele Sultan sana.

 

Niyazî Mısrî (Kaddesalâahu Sırrahülaziz)

Dost Sözü : (yok) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

17/9/2007 - Derdim bana derman imiş

Kategori: NiYAZiMISRiHz

Derdim bana derman imiş

 

Dermân arardım derdime

Derdim bana dermân imiş.

Burhân arardım kendime

Aslım bana burhân imiş.

 

Sağım solum gözler idim

Dost yüzünü görsem deyü

Taşralarda arar idim

Ol cân içinde cân imiş.

 

Öyle sanırdın ayrıyım

Dost gayrıdır ben gayrıyım

Benden görüp işiteni

Bildim ki o cânan imiş.

 

Savm u selât u hacc ile

Sanma biter zâhid işin

İnsân-ı kâmil olmağa

Lâzım olan irfan imiş.

 

Kandan gelir yolun senin

Ya nereye vârır menzilin

Nerden gelip gittiğini

Anlamayan hayvân imiş.

 

Mürşid gerektir bildire

Hakk'a sana hakk-al-yakîn

Mürşidlî olmayanların

Bildikleri günam imiş.

 

Her mürşide verme gönül

Yolunu sarpa uğratır

Mürşidi kâmil olanın

Gayet yolu âsan imiş.

 

İşit Niyâzî'nin sözün

Gizlemez aslâ Hak yüzün

Hak'dan ıyan bir nesne yok

Gözsüzlere pinhan imiş.

 

Niyazi Mısrî Hz.

Dost Sözü : (yok) :: Yaz Dostum ! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

ÂŞIK-I SADIK BENİM

KADEM KADEM GECE TEŞRÎFİ NÂİLÎ O MEHİN, CİHÂN CİHÂN ELEM-İ İNTİZÂRA DEĞMEZ Mİ ?



ATATÜRKÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ




TÜRK GENÇLİĞİNE HİTAP



Ey Türk Gençliği !

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.

Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.

Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı!

İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Gazi Mustafa Kemâl

ATATÜRK

20 Ekim 1927


Ruhun Şâd Olsun ATAM..


Ne kadar ileri görüşlüymüşsün...!




birdirbir



DOSTUN HEYBESİ

incitme..
Arefe günündeki rahmet...
Kabe yolu Aşk yoludur – Ankaralı Âşık Niyazi Demirörs.
Âşık Nîyazi Divanından...
Bir mum...
İYİ BAYRAMLAR EFENDİM
ben insanlığımdan mı vazgeçeyim!
O ise benim sevdiklerimden...
DUA BERAT GECESİ
MİRAÇ KITABI 1 .BÖLÜM
MİRAÇ KITABI 4 .BÖLÜM
Aşık Sefai'den deli gönül
Regaib Kandili
KIRK KURAL.... Ehline duyurulur !
ŞARTLI SEVGİ...
LEYLA DA KİM ?..
ÇARE SENSİN...
Mevlana Hazretleri
ÖYLE BİR SEVGİ EDİNMELİ Kİ
Sakın terk-i edebden, kûy-i mahbûb-i Hudâ'dır bu!
İSTEMEMEYİ ! İSTEMEK !
Atatürk Neden Büyük...
M. Kemal Atatürk'ün Balıkesir Paşa Camiindeki hutbesi...
Allah dost olmak...
KURTULUŞ... GÜZEL AHLÂKTADIR!.

LİNKLER

ANA SAYFA
HANE-İ CÜZ
SAYFALAR
DOSTLAR
e-posta
MORAL FM
İSMAİL HAKKI BURSEVİ Hz.
DOST KATINDAN İNEN
O. KEMÂLÎ OZÂN Hz.
MELAMİLER
KAFKAS VAKFI
SEMAZEN
CEMALİNUR SARGUT
HÂLUK NÛRBAKÎ Hz.
ŞEMSETTİN YEŞİL Hz.
GECEYOLCULUĞU
ORTADOĞU HABER
HUBBLE TELESKOPU
NOVA The Elegant Universe

DOSTA GİDER

DOSTLAR

meczup
esin
agnia
tutuklanandestanlar
osman alperen
ibnarabi
aisece
sufikalbi
fremde1977
ulkuodabas
abuhayat
1984nilufer
dingorevlileri
gulirana
atesveruzgar
gulumseyisim
ruzname
haticane
insansevgidir
sessizyusuf
seraparda
hulos
gonulcedost
adigebatur
Süleyman Ragıp Yazıcılar
otuzuncuharf
medreseizehra
dilaran
gulsultan
hayalet789
anlamsizfirtina
offff
hatice38
hazanseli
annemin
ruhlargemisi
candedim
gercekyasamdan
fuadyusufoglu
islamneguzel
dusbahcesi
unzilecekim
ustaplan
sahibiniarayanmektuplar
sevtap85
sibelefe
unsal1
mondlicht
subebegi
birlahza
esko
sizinbloglariniz
mavizara
bluepoison
garipyolcu
yagmurlar2
acihuzun
meveddet
bigarip
mehmet toprak
islamvakti
yasaminanlami
muslumankisiligi
sonsuzlukkervani
lezzetblogu
sieda
benyako
djazemimm87
resulevuslat
mnelam
kafkasgelini
kuldan
islamimedya
Hasan Beyan
nurnurani
kitabooku


SEVGİLİ FAHR-İ KÂİNAT EFENDİMİZİN VEDÂ HUTBESİ


VEDA HUTBESİ





Allah'a hamd-ü senâ ederiz. O'na döneriz. Nefislerimizin fenalıklarından ve kötü amellerimizden O'na sığınırız. Allah'ın hidâyet ettiğini, kimse doğru yoldan çıkaramaz. Allah'ın şaşırttığını kimse yola koyamaz. Şehâdet ederim ki Tanrı yoktur, sadece Allah vardır! Bir'dir, eşi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki Muhammed, O'nun kulu ve Rasûlüdür.
Ey Allah'ın kulları !..
Allah'tan korkmanızı ve O'na itaat etmenizi vasiyet ederim.
Ey İnsanlar!...
Sözlerimi iyi dinleyiniz... Çünkü bu seneden bonra bir daha sizinle burada tekrar buluşup buluşamayacağımı bilmiyorum..
Ey İnsanlar!..
Bugünün ne günü olduğunu biliyor musunuz? Burası, Belde-i Haram'dır.(Mekke'dir) Bugününüz nasıl mukaddes bir gün, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz nasıl mukaddes bir şehir ise, biliniz ki canılarınız, mallarınız, ırzlarınız da; bu mukaddes gün, bu mukaddes ay, bu mukaddes şehir gibi yek diğerinize karşı mukaddestir. Bunlara tecavüz haramdır.

Ey Ashabım!...

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünki her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalâletlere (sapıklıklara) dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız!

Ashabım ! ...

Eskiden câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Rabia'nin kan davasıdır.

Ashabım! ...

Her türlü riba (tefecilik) kaldırılmıştır İlk kaldırdığım riba, Abdulmuttalib'in oğlu Abbas'ın ettiği ikrazlardır (borç vermelerdir) Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Eski câhiliyet devrinden kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. Borçlular, alacaklılara yalnız aldıkları parayı ödeyeceklerdir.

Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız...

Ashabım!.

Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin. Hediyeler, hediye ile karşılanır. Başkalarına kefil olan, kefaletin sorumluluğunu üstüne alır.

Ey İnsanlar!

Bugün şeytan sizin topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat kurmak gücünü ebedî sûrette kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, onu sevindirmiş olursunuz.

Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

Ey insanlar ! ...

Kadınların haklarına riayet ediniz. Bu hususta Allah'tan korkunuz. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onları Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların aile şerefini , sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir.
Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları uyarıp, sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşrû bir şekilde hertürlü yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını sağlamanızdır. Onlar sizin haklarınıza riayet etsinler...Siz de onlara nezâketle muamele edin. Bir kadının kocasının izni olmadıkça onun malından bir şeyi başkasına vermesi, helâl olmaz. Kölelerinize gelince... Onlara da yediğinizden yedirmeğe, giydiğinizden giydirmeğe çalışın. Affedemeyeceğiniz bir hata işlerlerse kendilerine izin verin. Fakat asla eziyet etmeyin. Çünkü onlar da Allah'ın kuludur.

Ey müminler!..

Sözümü iyi dinleyin, iyi anlayın...

Muhakkak ki Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Adem'in çocuklarısınız... Adem ise topraktandır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde üstünlüğü yoktur. Şeref ve üstünlük, ancak fazilet iledir.
Müslüman müslümanın kardeşidir.

Bütün müslümanlar kardeştir, eşit hakka mâliktir.

Din kardeşinize ait olan herhangi birşeye, bir hakka tecavüz etmek, gönül rızası ile olmadıkça, başkası için helâl olmaz. Haksızlık yapmayın...Haksızlığa da boyun eğmeyin. Ahâlinin haklarını gasp etmeyin. Sakın benden sonra kâfirlerin yaptığı gibi birbirinizle boğuşmayın..
Ey Müminler!
Size bir emanet bırakıyorum..Siz ona sıkı sarıldıkça, yolunuzu şaşırmazsınız. O emanet de Allah'ın kitabı Kur'ân 'dır!. Ey Ashabım!
Nefsinize zulmetmeyin...Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Ey İnsanlar!
Allah , herkese düşen miras hakkını Kur'ân 'da bildirmiştir. Mirasçılar için ayrıca vasiyetnâme yapmaya hâcet yoktur.
Ey İnsanlar!
Her câni kendi suçunundan kendisi sorumludur. Hiçbir câninin işlediği suçun cezasını evlâdı çekmez. Hiç bir evlâdın suçundan da babası sorumlu tutulamaz.
Ey İnsanlar!
Mutemâdiyen dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri, yerleri yarattığı günki vaziyete dönmüştür.. Bir yıl, ay ölçüsüyle 12 aydır.Bunlardan dördü, haram aylardır. Bunlardan üçü, arka arkaya Zilka'de, Zilhicce, Muharrem'dir. Dördüncüsü Receb'tir, ki Cümade-l âhire ile Şaban arasındadır. Bu sene haram aylar eskilerine geldi. Hac mevsimi yine Zilhicce'nin onuncu gününe rastladı.

Ey İnsanlar!

Allah'a kulluk edin.

Beş vakit namazınızı kılın.Ramazan orucunu tutun. Emirlerime itaat edin. O takdirde Rabbinizin Cennetine girersiniz.
Ey İnsanlar!

Aşırı gitmekten sakınınız. Sizden öncekilerin mahvolmalarının sebebi, dinde ifratta olmaları idi. Hac usûllerini benden öğrenin. Muhakkak olarak bilmiyorum, belki bu seneden sonra bir daha haccedemem. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, kendisine bildirilenler, burada bulunanlardan daha iyi anlayarak bunları korumuş olurlar.

Ey insanlar!

Yarın beni sizden soracaklar.. Ne dersiniz?

Risâletimi tebliğ ettim mi? Görevimi yaptım mı?..



(Ashab bu soruya hep bir ağızdan "EVET!..Yemin ederiz ki tebliğ ettin. Bize nasihat ve tebligatta bulundun. Böylece şehâdet ederiz." der.


Vâdi artık bu sözlerle çalkalanmaktadır.

Allah Rasûlü parmağını havaya kaldırarak, üç kez;




"Şâhid ol Ya Rabbi!"



"Şâhid ol Ya Rabbi!"




"Şâhid ol Ya Rabbi!"

Buyurur.






Yüce Allah Şefaatlerinden Mahrum Etmesin .. İnşallah...



Cânı kim cânânı için sevse, cânânın sever

.

Bismillah
Bi ismi Allah !

HER VAKTİNİZ HAYR OLSUN




Esselâmû Aleyke yâ Rasûlallah..


Esselâmû Aleyke yâ HabîbAllah..
BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU?

BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU?

Daima düşünceli idi. Susması konuşmasından uzun sürerdi; lüzumsuz yere konuşmaz konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı. Dünya işleri için kızmazdı. Kendi şahsi için asla öfkelenmez ve öç almazdı.

Kötü söz söylemezdi.
Affediciliği tabii idi. İntikam almazdı. Düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi. Kendisini üç şeyden alıkoymuştu; Kimseyle çekişmezdi, çok konuşmazdı, faydasız boş şeylerle uğraşmazdı. Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi; hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınamaz, ayıplamazdı, kimsenin kusurunu araştırmazdı. Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.

Yanında en son konuşanı, ilk önce konuşan gibi dikkatli dinlerdi.
Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse O da güler, bir şeye hayret ederlerse O da onlara uyarak hayret ederdi.

Gerçeğe aykırı övmeyi kabul etmezdi.


Her zaman ağırbaşlıydı. Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı. (ihata ederdi) Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı. Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü, ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.

Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.

Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti ;


"Sen dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi yaşa!"

Her zaman hüzünlü ve mütebbessim bir hâletle dururdu, yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık olurdu. Adet üzere sarf edilen hiçbir kötü söz ağzına almadı. Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı. Fakirlerle birlikte yerdi, öyle ki onlardan ayırt edilmezdi. Önüne ne konulursa yerdi. Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.

Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez, bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.


Sabahları evinden çıkarken şöyle söylerdi: "İlahi doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksIzlIk etmekten ve haksızlığa maruz kalmaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım."

Sıradan değildi; Sıradan insanlar gibi yaşadı.


İŞTE O, FAHRİ KÂİNAT,

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ,

HZ. MUHAMMED MUSTAFA

SALLALLAHÛ ALEYHİ VE SELLEM İDİ.

Esselamu aleyke ya Resulullah, esselamu aleyke ya Nebiyyallah, esselamu aleyke ya Habiyballah, esselamu aleyke ya hayra halkullah, esselamu aleyke ya Savfetullah, esselamu aleyke ya Seyyidi’l-murselin ve hâtimi’n-nebiyyin, Esselamu aleyke ya gâidi’l-ğarru’l-mahceleyn, esselamu aleyke ve alâ ehl-i beytike et-tayyibiyn et-tâhiriyn, esselamu aleyke ve alâ ezvâcüke’t-tâhirat ümmehâtu’l-mü’miniyn, esselamu aleyke ve alâ ashâbike ecmâiyn, esselamu aleyke ve alâ sâir ıbâdullahi’s-sâlihıyn, cezâkellahu ya Resulullah efdal mâ cezâ nebiyyen ve rasulen an ümmetihi, ve sallallahu aleyke küllemâ zekareke ez-zâkirun, ve ğafele an zikrike el-ğâfilun.
....ESSELÂMUNALEYKÛM YA RESULALLAH.....
[Selam Sana ey Allah’ın Resulü, Selam Sana ey Allah’ın Nebisi, Selam Sana ey Allah’ın sevgilisi, Selam Sana ey Allah’ın yaratıklarının en hayırlısı, Selam Sana ey Allah’ın dostu, Selam Sana ey peygamberlerin efendisi ve peygamberlerin sonuncusu, Selam Sana ey iki cihan nuru olan lider. Selam Sana, selam temiz ve pak aile efradına. Selam Sana, selam müminlerin anneleri temiz ve pak eşlerine. Selam Sana, selam bütün ashabına. Selam Sana, selam Allah’ın diğer salih kullarına. Ümmetine Peygamber ve Resul olarak Allah, Seni en üstün mükafatla mükafatlandırsın. Seni zikredenlerin her zikrinde ve Seni zikretmekten gafil olanların da gafletinde Allah’ın salat ve selamı üzerine olsun. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Şehadet ederim ki; Sen, Allah’ın kulu, elçisi, emini, yaratıklarının en hayırlısısın. Şehadet ederim ki; Sen, Allah’ın risaletini tebliğ ettin, emaneti yerine tevdi ettin, ümmetine öğüt verdin ve Allah yolunda büyük bir gayretle cihat ettin.]

ALLAH ŞEFAATLERİNDEN BİZİ MAHRUM ETMESİN... İNŞALLAH.... Amin...


BEN BÖYLE DOST İÇİN KURBAN OLURUM..









İLAHİLER ve İSLÂMİ MÜZİK

İlâhi Seçiniz, Dinle' yi Tıklayınız ve az.. biraz.. Bekleyiniz.

<<< >>>



El Hamdüllilâhi Râbbül âlemin !





Elhamdüllillah-il Râbbül Alemin




Namaz Mü'min'in Mirâcıdır !






Click for Istanbul, Turkey Forecast

TEMP & TIME @ İSTANBUL

DOST BLOGLAR -LÜTFEN ZİYARET EDİNİZ