Ey milletim, endişe etme, kaygılanma (korkma) yurdumun üstünde tüten en son ocak sönmeden, bu saçaklarda yüzen al sancak sönmez.
O (bayrak) benim milletimin yıldızıdır. Milli kader ve talihimizin sembolüdür. Şimdi her ne kadar üzerine biraz gölge düşse de yine parlayacaktır. Milletimindir, başkasına boyun eğmez; başkasının olamaz.
2. DÖRTLÜK
(Hitap bayrağıdır.)
Ey nazlı hilal, ey hilâlle süslü bayrak, sana kurban olayım, ne olur öfkeli bir insan gibi çehreni çatma, yüzünü asma! Senin uğrunda çok kan dökülmüş olan kahraman ırkıma biraz gül. Bu şiddet ,bu öfke niçin? Sonra senin uğrunda döktüğümüz kanlar helal olmaz.
Türk milleti doğruluğu seven, doğruluktan, adaletten, mertlikten sapmayan ve bir isimde hak olan doğruluğun sahibi, doğruların en büyük yardımcısı Allah’a tapan bir millettir. Bundan dolayı da istiklâl, yani kendi başına buyruk yaşamak bu milletin hakkıdır. Ancak kötülerin haksızların, zalimlerin varlık ve istiklâline son vermek uygun olur; Türk milletinin değil.
3.kıtada ve 4.kıtada şair milletinin dilinden haykırıyor.
3. DÖRTLÜK
Ben en eski devirlerde hür yaşamış bir milletim. Bundan sonra da hür yaşayacağım. Bana zincir vurmak; benim gibi tarihi şan, şeref , zafer, hakimiyet ve hürriyet uğrunda dökülmüş kanlarla dolu bir milleti esir etmek isteyenler, normal akıllı kimseler olamazlar; Onlar olsa olsa aklına şaşılacak deliler, çılgınlar olabilir; çünkü ancak deliler bu derece imkansız bir işe teşebbüste bulunabilirler. Kükremiş coşkun bir sel gibiyim. Önüme çıkan, beni durdurmak isteyen engelleri çiğner, aşarım. Bu engel dağlar bile olsa da onları parçalar yıkarım! Sonsuz denizlere bile sığmayacak ölçüde istiklal aşkı ile, hür yaşamak azmi ile dopdoluyum.
4. DÖRTLÜK
Garbın, medeni oldukları söyleyen ve bu maske ile bütün dünyayı ve bizi yutmak isteyen batı milletlerinin ufuklarını çelik zırhlı duvarlar sarmışsa yani onlar, sınırlarını en modern silahlar ve araçlarla koruyorlar, en korkunç, en öldürücü silahlarla savaşa gidiyorlarsa benim de sınırlarımı iman dolu göğüsler koruyor. Onların müthiş ve mükemmel silahlarına milletine, hakkına ve hürriyetine inanmış, bu uğurda seve seve ölmeye hazır, iman dolu göğüslerle koruyorum. Onların medeniyeti bütün dişleri dökülmüş tek kalmış bir canavar. O canavarı bırak istediği kadar ulusun, dursun.
5. DÖRTLÜK
Arkadaş, sakın yurdumu alçaklara uğratma! Bu uğurda canını ver, gövdeni siper et, fakat vatanına yönelen bu utanmaz aklı durdur. Allah haklı ve imanlı kullarına yardım eder, zafer ve mutluluğa ulaştırır. Türk milleti için bu vaadin gerçekleşeceği günler çok, yarından daha yakın denilecek kadar çok yakındır.
6. DÖRTLÜK
Bastığın yerleri alelade toprak diyerek çiğneme. Bu toprakların altındaki binlerce kefensiz vatanı ve vatan uğrunda şehit düşenleri unutma. Atalarını düşün. Vatanını ve kendini tanı. Sen şehit oğlusun. Eğer şehit olduğunu unutursan, yaşadığın toprakları bilmezsen, atalarını incitirsin. Yazıktır, onları incitme, sana dünyaları bağışlasalar bu cennet vatanı verme, ondan en küçük bir fedakarlığa razı olma.
7. DÖRTLÜK
Bu cennet gibi vatanın uğrunda kim şehit olmaz? Vatanı uğruna canını vermeyecek bir tek Türk düşünülemez. Bütün tarih bunun ispatıdır. O kadar çok insan bu topraklar için can vermiştir ki sıksan şehitler fışkıracak. Allah canımı, bütün varımı, yoğumu alsın yalnız beni vatanımdan ayırmasın.
8. DÖRTLÜK
Ey Allah’ım, ruhumun senden dileği şudur: Dini ve milli bakımdan kutsal olan yerlerimize yabancı el değmesin. Bu kutsal yerler düşman ayakları altında kalmasın. Yurdumun üstünde ezanlar hiç susmasın.
9. DÖRTLÜK
Bu dileklerim yerine geldiği zaman , ölmüş bile olsam , yurdumuzda bir mezar taşım kalmışsa , o bile sana minnetini, şükranını dile getirmek için kendinden geçercesine secde eder. Her yaramın içinden kanlı göz yaşlarım boşanır akar. Cesedim de sevinç ve mutlulukla dolu bir ruh olarak göklere doğru, sana doğru yükselir ve belki de en yüce katına ulaşır.
10. DÖRTLÜK
Ey şanlı hilâl, sende ardından ayrılık sabahı getiren sabah şafağı gibi dalgalan! Uğrunda döktüğümüz kanların hepsi de sana helal olsun. Herkes bilsin ki sonsuza kadar sana da milletime de yokluk yoktur. Türk milleti de Türk bayrağı da ebediyyen yaşayacaktır. Hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır hakka tapan milletimin hakkıdır İstiklâl. Bu yüksek manâlı, İstiklâl marşımızın güftesinde, Hak âşkı ve vatan aşkı duygularımızı tevhid eden değerli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a sonsuz teşekkürler. Ruhu şâd olsun inşallah.
Bu milletin Mehmet Akif gibi nefsinden önce vatanını ve ülkesinin insanını düşünen, bu duygu ve doğru düşünceleri için dünyaya asla aldırmayan, inandığı doğrular çerçevesinde kalan ve daima etrafına ışık saçan, yeni vatan şairlerine çok ihtiyacı var. Riyadan uzak, tezatsız ve ihlasla yaşamını vatanının yüce değerlerine adayan, bedenleri toprak olmuş ancak menkıbeleri dillerden düşmeyen başta sevgili atamız M. Kemal Atatürk olmak üzere, gelmiş geçmiş tüm atalarımız ve şehitlerimiz için bir Fâtiha okuyalım lütfen.
Allah milletimizin ve vatan için kan döken Mehmetçiklerimizin yâr ve yardımcısı olsun. inşallah. en kalbi muhabbetlerimi ve hürmetlerimi arzederim Efendim.
Allah'a hamd-ü senâ ederiz. O'na döneriz. Nefislerimizin fenalıklarından ve kötü amellerimizden O'na sığınırız. Allah'ın hidâyet ettiğini, kimse doğru yoldan çıkaramaz. Allah'ın şaşırttığını kimse yola koyamaz. Şehâdet ederim ki Tanrı yoktur, sadece Allah vardır! Bir'dir, eşi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki Muhammed, O'nun kulu ve Rasûlüdür.
Ey Allah'ın kulları !..
Allah'tan korkmanızı ve O'na itaat etmenizi vasiyet ederim.
Ey İnsanlar!...
Sözlerimi iyi dinleyiniz... Çünkü bu seneden bonra bir daha sizinle burada tekrar buluşup buluşamayacağımı bilmiyorum..
Ey İnsanlar!..
Bugünün ne günü olduğunu biliyor musunuz? Burası, Belde-i Haram'dır.(Mekke'dir) Bugününüz nasıl mukaddes bir gün, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz nasıl mukaddes bir şehir ise, biliniz ki canılarınız, mallarınız, ırzlarınız da; bu mukaddes gün, bu mukaddes ay, bu mukaddes şehir gibi yek diğerinize karşı mukaddestir. Bunlara tecavüz haramdır.
Ey Ashabım!...
Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünki her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalâletlere (sapıklıklara) dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız!
Ashabım ! ...
Eskiden câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Rabia'nin kan davasıdır.
Ashabım! ...
Her türlü riba (tefecilik) kaldırılmıştır İlk kaldırdığım riba, Abdulmuttalib'in oğlu Abbas'ın ettiği ikrazlardır (borç vermelerdir) Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Eski câhiliyet devrinden kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. Borçlular, alacaklılara yalnız aldıkları parayı ödeyeceklerdir.
Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız...
Ashabım!.
Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin. Hediyeler, hediye ile karşılanır. Başkalarına kefil olan, kefaletin sorumluluğunu üstüne alır.
Ey İnsanlar!
Bugün şeytan sizin topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat kurmak gücünü ebedî sûrette kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, onu sevindirmiş olursunuz.
Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!
Ey insanlar ! ...
Kadınların haklarına riayet ediniz. Bu hususta Allah'tan korkunuz. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onları Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların aile şerefini , sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir.
Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları uyarıp, sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşrû bir şekilde hertürlü yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını sağlamanızdır. Onlar sizin haklarınıza riayet etsinler...Siz de onlara nezâketle muamele edin. Bir kadının kocasının izni olmadıkça onun malından bir şeyi başkasına vermesi, helâl olmaz. Kölelerinize gelince... Onlara da yediğinizden yedirmeğe, giydiğinizden giydirmeğe çalışın. Affedemeyeceğiniz bir hata işlerlerse kendilerine izin verin. Fakat asla eziyet etmeyin. Çünkü onlar da Allah'ın kuludur.
Ey müminler!..
Sözümü iyi dinleyin, iyi anlayın...
Muhakkak ki Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Adem'in çocuklarısınız... Adem ise topraktandır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde üstünlüğü yoktur. Şeref ve üstünlük, ancak fazilet iledir.
Müslüman müslümanın kardeşidir.
Bütün müslümanlar kardeştir, eşit hakka mâliktir.
Din kardeşinize ait olan herhangi birşeye, bir hakka tecavüz etmek, gönül rızası ile olmadıkça, başkası için helâl olmaz. Haksızlık yapmayın...Haksızlığa da boyun eğmeyin. Ahâlinin haklarını gasp etmeyin. Sakın benden sonra kâfirlerin yaptığı gibi birbirinizle boğuşmayın..
Ey Müminler!
Size bir emanet bırakıyorum..Siz ona sıkı sarıldıkça, yolunuzu şaşırmazsınız. O emanet de Allah'ın kitabı Kur'ân 'dır!.
Ey Ashabım!
Nefsinize zulmetmeyin...Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.
Ey İnsanlar!
Allah , herkese düşen miras hakkını Kur'ân 'da bildirmiştir. Mirasçılar için ayrıca vasiyetnâme yapmaya hâcet yoktur.
Ey İnsanlar!
Her câni kendi suçunundan kendisi sorumludur. Hiçbir câninin işlediği suçun cezasını evlâdı çekmez. Hiç bir evlâdın suçundan da babası sorumlu tutulamaz.
Ey İnsanlar!
Mutemâdiyen dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri, yerleri yarattığı günki vaziyete dönmüştür.. Bir yıl, ay ölçüsüyle 12 aydır.Bunlardan dördü, haram aylardır. Bunlardan üçü, arka arkaya Zilka'de, Zilhicce, Muharrem'dir. Dördüncüsü Receb'tir, ki Cümade-l âhire ile Şaban arasındadır. Bu sene haram aylar eskilerine geldi. Hac mevsimi yine Zilhicce'nin onuncu gününe rastladı.
Ey İnsanlar!
Allah'a kulluk edin.
Beş vakit namazınızı kılın.Ramazan orucunu tutun. Emirlerime itaat edin. O takdirde Rabbinizin Cennetine girersiniz.
Ey İnsanlar!
Aşırı gitmekten sakınınız. Sizden öncekilerin mahvolmalarının sebebi, dinde ifratta olmaları idi. Hac usûllerini benden öğrenin. Muhakkak olarak bilmiyorum, belki bu seneden sonra bir daha haccedemem. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, kendisine bildirilenler, burada bulunanlardan daha iyi anlayarak bunları korumuş olurlar.
Ey insanlar!
Yarın beni sizden soracaklar.. Ne dersiniz?
Risâletimi tebliğ ettim mi? Görevimi yaptım mı?..
(Ashab bu soruya hep bir ağızdan "EVET!..Yemin ederiz ki tebliğ ettin. Bize nasihat ve tebligatta bulundun. Böylece şehâdet ederiz." der.
Vâdi artık bu sözlerle çalkalanmaktadır.
Allah Rasûlü parmağını havaya kaldırarak, üç kez;
"Şâhid ol Ya Rabbi!"
"Şâhid ol Ya Rabbi!"
"Şâhid ol Ya Rabbi!"
Buyurur.
Yüce Allah Şefaatlerinden Mahrum Etmesin .. İnşallah...